Yönetmen Sineması : Semih Kaplanoğlu

Yönetmen Sineması  Semih Kaplanoğlu

Semih Kaplanoğlu’nun 5 filmini izledikten hemen sonra bahsi geçen kitabı okuyorsunuz. İzledikleriniz havada kalmaktan kurtuluyor ve zihniniz bir nebze de olsa aydınlanıyor. Ayşe Pay’ın derlediği kitap Küre Yayınları’ndan. Akıcı bir üslubu olan kitabın içeriğine gelince:

“Bir Ev, Aidiyet ve Dil Arayışı: Herkes Kendi Evinde | Ayşe Pay”
“Yitirilen Masumiyet: Meleğin Düşüşü | Enes Özel”
“Bir Mizacın İnşası: Yumurta | Ahmet Terzioğlu”
“Soyutlamalar Aracılığıyla Bir Dil Yaratma Çabası: Süt | Barış Saydam”
“Bal’ın Katmanları: Zaman, Deneyim ve Şiir | Celil Civan ”
“Semih Kaplanoğlu ile Taşra ve Zaman ve Sinema | Söyleşi: Fuat Er – Celil Civan”
“Semih Kaplanoğlu: Sinemayı Görüntüye Hapsetmek Gerek | Söyleşi: Tuba Deniz – Ayşe Pay”
“Biyografi”
“Filmografi”

Eseri birçok kitapçıdan ve internet satış mağazalarınızdan temin edebilirsiniz.
İyi okumalar.

Ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını

Hafız-ı Şirazi’nin resmi

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Hafız-ı Şirazi’nin farisi şiirinin tercümesidir.

döner yine kenân’a kaybolan yûsuf, üzülme
üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme

iyileşir durumun ey gam çeken gönül kaygılanma
geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme

dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün
bir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme

gelirse ömrün baharı, yine çimenler üstünde
başına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme

ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını
perde ardında olur gizli oyunlar, üzülme

ka’be aşkıyla çölde yürüyeceksen eğer
batsa da ayağına muğîlân dikeni, üzülme

sevgilinin ayrılığında, rakibin sıkıntısında halimizi
bilir hep halden hale sokan Allah, üzülme

söküp götürürse de yokluk seli varlık temellerini ey gönül
kaptanın Nûh ya, korkma tufandan, üzülme

konak tehlike dolu, hedef çok uzak olsa da
sonu olmayan bir yol yok, üzülme

yoksulluk köşesinde, karanlık gecelerin yalnızlığında Hâfız
oldukça virdin dua ve Kur’ân, üzülme

..

Bir Klip: Song of Time / Abel Korzeniowski

Birkaç gün önce bir arkadaşın profilinde gördüğüm bu klip o kadar hoşuma gitti ki paylaşayım dedim:

Song of Time / Abel Korzeniowski:

Şiir Hakikati Örter mi?

yilmaz-erdogan-kelebegin-ruyasi-afis

Yılmaz Erdoğan’ın yeni filmi ‘Kelebeğin Rüyası’nın fragmanını izlerken, filmde bir şeylerin eksik olduğunu düşünmüştüm. Yapmacık olan bir durum söz konusuydu. Plastik bir hava vardı görüntülerde. Derken hasbelkader ‘hayalperdesi.net’ teki yazıyı okudum bugün. Duygularıma tercüman olmuş. Celil Civan’ın kaleme aldığı, ciddi ve meselenin özü itibariyle tatışılması gereken bir yazı:

Şiir Hakikati Örter mi?Roman Jakobson’a göre dilin duygusal, çağrısal, sanatsal, göndergesel, iletişimsel ve üstdilsel olmak üzere altı işlevi vardır. Sanatsal işlev dışındakiler öncelikle gönderici ve alıcı arasında hareket eden bir iletiyi varsayar. Alıcı ve gönderici arasındaki ileti dışarıdaki bir bağlama atıf yapar. “Su 100 derecede kaynar” iletisi suyun yüz derecede kaynadığını doğrulayan doğayı işaret eder. Oysa sanatsal işlev yapısı gereği bir dışsal bağlama değil kendi kendisine atıf yapar; bir sanat eseri dışsal bağlamlarla ilintili olsa da öncelikle kendi üzerine kapalı bir devre gibi işler. Dolayısıyla bir şiir dış dünyadaki gerçekliği ifade eden kelimelerle yazılsa bile kendi üstüne örtülür. Şiirsel işlevi diğerleri bir yana duygusal ve çağrısal işlevden ayıran da bu noktadır: Duygusal ve çağrısal işlevlerden ilki göndericinin ikincisi ise alıcının duygu durumuna yöneliktir. Söz konusu iletiler ne kadar “şairane” işlenmiş olsalar da duygusal işlev göndericinin duygusal tepkisini dile getirirken çağrısal işlev alıcının duygusal tepkisini harekete geçirir. Hiç şüphesiz bir estetik nesne de göndericinin duygularını aktarır ve alıcının duygularına seslenir ama söz konusu nesnenin dilsel işlevi duygunun hareketiyle sona ermez; aksine nesnenin olumsuz gibi görünen kapalı yapısı onun her zaman alımlanmaya, yorumlanmaya açık olmasını da sağlar. Sanatın birçok kavram kadar sadece duyguya indirgenemezliği, dahası gücü de bu poetik yapısından kaynaklanır. Söz konusu poetik oluş şairanelikle veya şiirsellikle aynı şey değildir. Ancak şiirin kapalı yapısı ikili bir durumu da işaret eder: Şiir Hölderlin’in tabiriyle masumane bir çocuk oyunu olduğu kadar varlık alanının yeniden biçimlenmesini de sağlar. Böylece şair kendi kapalı oyun alanı içinde, dışsal gerçeklikten farklı bir varlık alanı kurmakla gerçekliği de eleştiriye açık kılar.
Okumaya devam et

Yolun Başında Değilim, Henüz Meylettim

black gold filmi 2011

Film: Black Gold (2011)

İzlemek kolay, eleştirmek de.

Uzaktan kolay zanaat gibi geliyordu bu film işleri. İşin içine girmeye çalışıyorum. Çalıştıkça zorlanıyorum, zorlandıkça korkuyorum. İşin pratik ve teori kısmı arasında keskin olmasa da derin çizgiler var. Film işinde tecrübe alanları sonuna kadar açık. Hiçbir iş kemale ermemiş oluyor. Hani dedim ya azıcık minicik uğraşıyorum diye, Tarkovski okumalarına (tabi filmlerini izledik önce) başladım, yolun başında şaşırdım kaldım. Zor iş güzele talip olup peşinde koşmak. İncelmem gerektiğini hissettim. Bu incelme mevzuu da isteyince olan bir iş değil. Sabırla okuma yapmam ve saksıyı zorlamam lazım. Bazı duyularımız o kadar körelmiş ki güzel, sade, samimi filmler izlesek filmi manalandırmakta güçlük çekiyoruz. Hatta anlamıyoruz, anladığımızı zannediyoruz. Sadece film izlemekle senarist ya da yönetmen olunmuyormuş arkadaş, onu öğrendim bugün. Aslında olunuyor ama zihnindekileri dayatan diğerleri gibi olunuyor. Ondan da uzak durmak lazım. Hadi hayırlısı.

Replikler.Net

Mustafa T. arkadaşımın kurduğu blog. Gördüm siteyi, sevdim fikri. Sonrasında müdahil oldum. 900 civarı film, dizi ve anime repliklerini içerisinde barındıran bir blog. Mütevazi tasarımıyla yoluna yavaş yavaş ama emin adımlarla devam ediyor.

http://www.replikler.net/
http://repliklernet.tumblr.com/
https://twitter.com/repliklernet
https://www.facebook.com/repliklernetresmisayfa

11 Film 11 Replik:

Suret nedir, ne değildir!

fargo-film-1996

Film: Fargo (1996)

Blog isminin ‘suretler.net’ olmasının bir sebeb-i hikmeti yok. E-posta kutuma düşen spam maili tam silmek üzereydim ki, maildeki ‘satlık alan adları’ reklamını gördüm. Merak işte, satılık bütün domainleri okudum. İleride işime yarayacağını düşündüğüm birkaç alan adını satın aldım. Bu domain de (alan adı) sadece onlardan birisi. Fotoğraf çekmeye meraklı olduğum için, ‘net suretler’ çağrışımından dolayı, alan adının bu iş için uygun olacağını düşündüm. Birkaç fotoğraf ekledim siteye. Aylarca kaldı aynı kareler. Sıkılmıştım. Fotokritik ve 500px varken kimse suretler.net’e gelmezdi. Vazgeçtim. Öylece kaldı site. Derken geçen hafta, BİSAV Senaryo Yazma Atölyesi öğreticisi sayın Gökhan Yorgancıgil hocamız, herkese blog ödevi verdi. Blogları açacaktık ve dilimizin ucundakilerini, hikaye tarzında dışarı çıkaracaktık. Maksat, kalemimiz (kılıcımız) keskinleşsin. Yani boşuna heveslenmeyin, sizin için değil kendim için yazıyorum. Acemilikten kurtulana kadar buradayız.

Suret kelimesinin ihtiva ettiği manalara gelince;

TDK - Güncel Türkçe Sözlük’ten yaptığım alıntı diyor ki:

1. isim: Görünüş, biçim.

“İnsan suretinde bir ağaç.”

2. Yazı veya resim kopyası, nüsha.

“Bunun bir suretini almalı.”

3. Biçim, yol, tarz.

“Onlar daimî surette güzeli, iyiyi, doğruyu görmemeye mahkûm olmuşlardır.” – A. H. Çelebi

4. İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü.

5. Resim, fotoğraf.

6. Yüz, çehre.